Özkan Yılmaz

Konular / Gelişim / Öğrenme transferi

Öğrenme transferi

Eğitim iyi geçmiş, sınav geçilmiş, sertifika alınmış olabilir. Öğrenilenin işe geçip geçmediği ise ayrı bir sorudur ve çoğu zaman cevabı olumsuzdur.

Transfer nedir

Öğrenme transferi, bir ortamda öğrenilenin başka bir ortamda kullanılabilmesidir. Eğitim tarafında bunun karşılığı, sınıfta ya da kurs ortamında öğrenilenin işin içinde fiilen uygulanmasıdır.

Transfer, Kirkpatrick modelinin üçüncü seviyesine karşılık geliyor ve ölçülmesi zor olduğu için çoğu kuruluşta hiç ölçülmüyor. Ölçülmediğinde de eğitimin başarısı katılım ve memnuniyet üzerinden değerlendiriliyor; ikisi de transferi göstermiyor.

Sorunun büyüklüğü şurada görünüyor: bir eğitim iyi planlanmış, içeriği doğru, eğitmen yetkin ve katılımcılar memnun olabilir. Bunların hepsi sağlandığında bile öğrenilenin işe geçeceği garanti değil, çünkü transfer eğitimin kendisinden çok eğitim sonrasındaki koşullara bağlı.

Yakın ve uzak transfer

TürTanımıÖrnekGerçekleşme olasılığı
Yakın transferÖğrenme ortamı ile uygulama ortamı birbirine çok benziyorEğitimde kullanılan tabloyla kendi tablonu doldurmakYüksek
Uzak transferUygulama ortamı öğrenme ortamından belirgin biçimde farklıİmalat örnekleriyle öğrenilen yöntemi kargo operasyonuna uyarlamakDüşük

Ayrımın pratik sonucu şu: eğitimin örnekleri uygulanacak ortama ne kadar yakınsa transfer o kadar kolay gerçekleşiyor. İmalat örnekleriyle anlatılan bir yöntemi hizmet sektörüne uyarlamak katılımcıdan ek bir iş istiyor ve bu iş çoğu zaman yapılmıyor.

Bu sitedeki bütün sayısal örneklerin kargo ve dağıtım operasyonundan kurgulanmasının nedeni de bu. Yöntem aynı kalıyor ama okuyucunun uyarlama yükü ortadan kalkıyor; uzak transfer gerektiren bir içerik, yakın transfer gerektiren hâline dönüşüyor.

Neden gerçekleşmiyor

Transfer başarısızlığının nedenleri eğitimin içeriğinden çok çevresinde toplanıyor.

Uygulama fırsatının olmaması. Öğrenilen yöntemin kullanılacağı bir iş yoksa, bilgi unutma eğrisine bırakılmış oluyor. Eğitimden sonraki ilk haftalarda kullanılmayan bir yöntem, ihtiyaç doğduğunda hatırlanmıyor.

Ortamın izin vermemesi. Yeni yöntem mevcut prosedürle çelişiyorsa ya da yöneticinin beklentisiyle uyuşmuyorsa, kişi öğrendiğini uygulayamaz. Bu durumda sorun bireyde değil sistemde.

Zaman olmaması. Yeni bir yöntem ilk uygulamalarda eskisinden yavaştır. Yoğun bir dönemde dönüş her zaman bilinen yöntemedir; öğrenilen ise denenmeden rafa kalkar.

Tek başına kalmak. Aynı eğitimi almış başka kimse yoksa, yöntemi tartışacak ve takılınca soracak bir muhatap da yok demektir.

Transferi artıran koşullar

Transferi belirleyen üç dönem ve her birinde yapılabilecekler.
DönemYapılabilecekler
Eğitim öncesiKatılımcının hangi işinde kullanacağını önceden belirlemesi; kendi verisini yanında getirmesi
Eğitim sırasındaÖrneklerin katılımcının kendi alanından seçilmesi; alıştırmaların gerçek veriyle yapılması
Eğitim sonrasıİlk uygulamanın tarihli olarak planlanması; yöneticinin çıktıyı istemesi; aynı eğitimi alanların bir araya gelmesi

Üç dönem içinde en belirleyicisi sonuncusu ve en çok ihmal edileni de o. Eğitim bütçesinin tamamı ikinci sütuna harcanırken, sonucu belirleyen üçüncü sütun genellikle planlanmıyor.

İki eğitim, aynı içerik

A — plansızB — transfer planlı
ÖncesiKatılımcı listesi yayınlanırHer katılımcı, eğitimden sonra hangi işinde kullanacağını yazar
SırasındaStandart örneklerle anlatımAlıştırmalar katılımcının getirdiği veriyle yapılır
Hemen sonraMemnuniyet anketiİlk uygulama için tarih belirlenir
2 hafta sonraÇıktı yöneticiye sunulur
3 ay sonraKatılımcılar bir saatlik oturumda deneyimlerini paylaşır

İki sütun arasındaki maliyet farkı küçük; B senaryosunun getirdiği ek yük, eğitim öncesinde kısa bir form ve sonrasında iki kısa oturum. Buna karşılık A senaryosunda öğrenilenin işe geçip geçmediğini gösteren hiçbir veri üretilmiyor.

Dördüncü satır özellikle belirleyici. Çıktının birine sunulacak olması, hem uygulamanın yapılmasını sağlıyor hem de geri bildirim döngüsünü kuruyor. Kimseye gösterilmeyecek bir uygulama çoğu zaman hiç başlamıyor.

Uygulamayı planlamak

Kişisel öğrenmede transferi sağlamanın en pratik yolu, öğrenmeye başlamadan önce uygulama noktasını belirlemektir. Bu, çıktı temelli ölçümle aynı mantık: öğrenilecek kalem bir çıktıya bağlıysa, o çıktı zaten bir transfer anıdır.

Üç soru yeterli oluyor. Bu yöntemi hangi somut işimde kullanacağım? O işi ne zaman yapacağım? Sonucu kime göstereceğim? Üçünün cevabı yazılı olduğunda, öğrenme ile uygulama arasındaki boşluk kapanıyor.

Uygulama noktası bulunamıyorsa bu da bir bilgidir: o kalem belki de şu an öğrenilmesi gereken kalem değildir ve envanterde beklet durumuna alınabilir.

Sık karşılaşılan hatalar

Eğitimi bitmiş bir iş saymak. Eğitim, transferin yalnızca ortasındaki dönem. Öncesi ve sonrası planlanmadığında sonucu belirleyen iki dönem boş kalıyor.

Memnuniyeti başarı göstergesi saymak. Eğitimden memnun kalmak, o eğitimin işe geçtiğini göstermez. İkisi arasında güvenilir bir ilişki bulunmuyor.

Uygulama fırsatı olmayan konuları öğrenmeye çalışmak. Kullanılmayan bilgi unutma eğrisine bırakılmış oluyor. Öğrenme sırası, uygulama fırsatına göre kurulabilir.

Uzak transferi katılımcıdan beklemek. Başka bir sektörün örnekleriyle anlatılan yöntemi uyarlama yükü katılımcıya bırakıldığında, bu iş çoğu zaman yapılmıyor.

İlk uygulamayı tarihe bağlamamak. "Fırsat bulunca deneyeceğim" cümlesi pratikte denenmeyeceği anlamına geliyor. Tarih ve çıktı belirlenmediğinde transfer gerçekleşmiyor.

Ortam engelini bireysel eksiklik sanmak. Yeni yöntem mevcut prosedürle çelişiyorsa sorun öğrenende değil sistemde. Bu durumda çözüm daha fazla eğitim değil, prosedürün gözden geçirilmesi.