Özkan Yılmaz

Konular / Gelişim / Kaç saat sürer

Kaç saat sürer?

Bir beceriyi öğrenmenin süresine dair üç popüler kural dolaşımda. Üçü de farklı bir soruya cevap veriyor ve kanıt düzeyleri birbirinden çok farklı; karıştırıldıklarında da gerçekçi olmayan beklentiler üretiyorlar.

Soru neden yanlış kurulmuş

"Bir beceriyi öğrenmek kaç saat sürer" sorusu, cevabı olan bir soru gibi görünür ama içinde tanımsız bırakılmış iki kavram taşır. Birincisi beceri: satranç oynamak ile turnuvada derece yapmak aynı beceri değildir. İkincisi öğrenmek: bir konuda işe yarar hale gelmekle o alanın en iyileri arasına girmek arasında kat kat fark vardır.

Aşağıdaki üç kural aslında bu belirsizliğin üç farklı okumasından doğuyor. Biri uzmanlığı, biri ortalamanın üstüne çıkmayı, biri de acemiliği geride bırakmayı ölçüyor. Birbirleriyle çeliştikleri sanılır, oysa farklı hedefleri konuşuyorlar.

Bu sayfada anlatılan üç kuralın kanıt düzeyi birbirinden çok farklı. Biri hakemli araştırmaya dayanıyor ama popüler hâli araştırmacısının itiraz ettiği bir yorum; diğer ikisi blog ve kitap düzeyinde tezler. Her birinin yanında dayanağı ayrıca belirtiliyor.

10.000 saat kuralı

En çok bilineni. Kaynağı Malcolm Gladwell'in 2008 tarihli Outliers kitabıdır; Gladwell de bu sayıyı psikolog K. Anders Ericsson'un müzik öğrencileri üzerinde yaptığı araştırmadan almıştır. Araştırmada, en iyi keman öğrencilerinin yirmi yaşına geldiklerinde birikmiş pratik sürelerinin ortalama on bin saat civarında olduğu bulunmuştu.

Buradaki kritik ayrıntı, sayının bir ortalama olmasıdır. Bazı öğrenciler o seviyeye daha az sürede ulaşmış, bazıları daha fazlasını harcamıştı. Gladwell'in kitabında bu, aşılması gereken bir eşik gibi sunuldu ve popüler kültürde de öyle yerleşti.

Ericsson bu yoruma açıkça itiraz etti. İtirazının iki ayağı vardı: sayı bir eşik değil ortalamadır ve asıl belirleyici olan sürenin uzunluğu değil, o sürede yapılan pratiğin türüdür. Ericsson'un araştırmasının merkezinde saat sayısı değil bilinçli pratik kavramı bulunuyordu; popüler yorum tam olarak bu kavramı düşürdü.

Kuralın cevapladığı soru: bir alanın en üst seviyesine çıkmak ne kadar sürer? Sıradan bir işte yetkin hale gelmekle ilgili bir iddia içermez.

100 saat kuralı

Daha az bilinen ama daha pratik bir tez. Türkçe kaynaklarda iki farklı versiyonu dolaşıyor.

Birincisi girişimci ve yatırımcı Leo Polovets'e ait. Polovets'in savunduğu fikir şu: on bin saatlik uzmanlık peşinde koşmak yerine, belirli bir konuda yüz saatlik odaklı bir program tasarlamak çoğu iş için yeterli sonucu üretir. Yüz saat, bir konuda çoğu insandan daha yetkin hale gelmeye yeter; asıl mesele o saatlerin nasıl planlandığıdır.

İkinci versiyon aynı sayıyı farklı bir çerçeveye oturtuyor: yılda yüz saat, yani günde yaklaşık on sekiz dakika. Bu tempoyla çalışıldığında bir yıl sonunda o beceride nüfusun büyük çoğunluğundan daha iyi olunacağı savunuluyor.

Her iki versiyonun da kaynağı blog yazısı düzeyindedir; hakemli bir araştırmaya dayanmıyorlar. Buradaki değer sayının kendisinde değil, kurdukları çerçevede: hedefi "dünyanın en iyisi olmak"tan "çoğu insandan daha yetkin olmak"a indirdiklerinde ortaya ulaşılabilir bir plan çıkıyor.

İlk 20 saat

Josh Kaufman'ın 2013 tarihli The First 20 Hours kitabındaki tez. Kaufman'ın sorduğu soru diğerlerinden farklı: uzmanlaşmak değil, acemiliği geride bırakmak ne kadar sürer?

Cevabı yaklaşık yirmi saat. Kaufman'a göre öğrenme eğrisinin en dik bölümü başlangıçtadır; ilk birkaç saatte hiçbir şey yapılamazken, yirmi saatin sonunda çoğu beceride "işe yarar biçimde kötü" seviyeye gelinir. Eğrinin geri kalanı çok daha yavaş ilerler.

Kaufman'ın asıl katkısı süre değil, o yirmi saatin nasıl kullanılacağına dair dört adımdır: beceriyi alt parçalara ayırmak, her parça için yeterli kaynağı bir kez toplayıp daha fazla araştırmayı bırakmak, pratiğin önündeki engelleri fiziksel olarak kaldırmak ve kesintisiz pratik için zaman ayırmak.

Kuralın cevapladığı soru: bir işe başlamak ve hiç yapamaz halden yapabilir hale gelmek ne kadar sürer? Yetkinlikle ya da uzmanlıkla ilgili bir iddia içermez.

Üçü yan yana

Üç kuralın hedefi, kaynağı ve kanıt düzeyi.
KuralCevapladığı soruKaynağıKanıt düzeyi
10.000 saatBir alanın en üst seviyesine çıkmakEricsson'un araştırması, Gladwell'in yorumuAraştırma var; popüler yorum araştırmacı tarafından reddedildi
100 saatBir konuda çoğu insandan yetkin olmakPolovets ve türevleriBlog düzeyi, hakemli çalışma yok
20 saatAcemiliği geride bırakmakKaufman, The First 20 HoursKitap düzeyi, deneysel doğrulama sınırlı

Üçünü yan yana koyduğunda çelişki değil bir eğri görünür hale geliyor. Başlangıçta kazanç çok hızlıdır ve az sayıda saat büyük fark yaratır; ilerledikçe aynı ilerlemeyi elde etmek için gereken süre giderek artar. Bu, azalan getiri örüntüsünün öğrenme alanındaki karşılığıdır ve kuyruk teorisindeki kanal sayısı kararında ya da Pareto analizinde karşılaşılan örüntüyle aynı yapıdadır.

Eğrinin pratik okunuşu

Rakamlar kesin değil, yaklaşık bir tablo kurmaya yarıyor.

Yatırılan süreUlaşılan seviyeSaat başına kazanç
0 → 20 saatHiç yapamaz halden temel işleri yapabilir haleEn yüksek
20 → 100 saatÇoğu ortalama kullanıcının üstüneYüksek
100 → 1.000 saatMesleki yetkinlik, işte kullanılabilir seviyeOrta
1.000 → 10.000 saatAlanın üst dilimiDüşük
İlk 20 saatte kazanılan mesafe ≈ toplam yolun kabaca beşte biri
Son 9.000 saatte kazanılan mesafe ≈ üst dilime girmek için gereken ince fark

Bu tablonun karar açısından sonucu şu: öğrenilecek alan sayısı ile her alanda ulaşılacak derinlik arasında bilinçli bir seçim yapmak gerekiyor. Beş beceride yüzer saat harcamak ile tek bir beceride beş yüz saat harcamak farklı sonuçlar üretir ve hangisinin doğru olduğu hedefe bağlıdır. Yönetim ve süreç işlerinde genellikle birincisi, uzmanlık gerektiren teknik alanlarda ikincisi daha işlevseldir.

Kendi planını kurmak

Üç kuraldan çıkarılabilecek pratik sonuç, bir süre hedefi koymaktan çok bir seviye hedefi tanımlamaktır. "Python öğreneceğim" ölçülemez bir niyettir; "kendi verimi okuyup temizleyip grafik çıkarabilecek kadar Python öğreneceğim" ölçülebilir bir hedeftir ve büyük olasılıkla yirmi ile yüz saat arasında bir yerdedir.

Seviye hedefi belirlendikten sonra sıra pratiğin türüne gelir. Ericsson'un araştırmasının asıl bulgusu buydu: aynı saat sayısını harcayan iki kişiden biri belirgin biçimde ilerlerken diğeri yerinde sayabiliyor ve farkı yaratan şey sürenin uzunluğu değil, o sürede ne yapıldığı.

Sık karşılaşılan hatalar

On bin saati bir eşik sanmak. Sayı bir ortalamadır ve alana göre çok değişir. Daha da önemlisi, hiç kimse yalnızca süre biriktirerek o seviyeye ulaşmaz.

Üç kuralı birbirinin alternatifi sanmak. Farklı hedefleri ölçüyorlar; hangisinin geçerli olduğu, ulaşılmak istenen seviyeye bağlı.

Kanıt düzeyini sorgulamadan aktarmak. Üçünden yalnızca biri hakemli araştırmaya dayanıyor ve o birinin de popüler hâli, araştırmacısının reddettiği bir yorum. Bir fikri aktarırken dayanağını da aktarmak, o fikri ne kadar ciddiye alacağını belirler.

Süreyi hedef, seviyeyi belirsiz bırakmak. "Yüz saat çalışacağım" ölçülebilir ama yönsüzdür. Hedef, sürede değil ulaşılacak yetkinlikte tanımlanır.

Azalan getiriyi hesaba katmamak. İlk yirmi saatte elde edilen ilerleme, sonraki iki yüz saatte elde edilenle karşılaştırıldığında çok daha büyüktür. Zaman bütçesi buna göre dağıtılır.